Skip to content

13 Kasım Paris saldırılarından bu yana, Fransa’da bayrak meselesi!

blogda kullandim

Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Bu yazıya oturup da son noktayı koyduğumda önüme tesadüfen gelen ve yaklaşık bir saat önce ciddi Fransız dergisi Le Point dergisinde yayımlanan metnin giriş paragrafı: “Daha bu ayın başında Fransız marşı söylemek ya da bayrağı açmak neredeyse faşist bir tutum olarak algılanırken bugün bayrak asmamak kalpsiz, kötü bir Fransız olarak nitelenmenize neden olabiliyor. Fransız solu 180 derecelik ideolojik bir viraj yaptı çünkü! On beş günde, yarım yüzyıllık prensip ve inanç listesini silip attı!”

Yazıda da belirtildiği gibi uzun yıllar ‘milliyetçilikle’ bağdaştırılan Fransa’daki ‘bayrak’ kavramının 13 Kasım Paris saldırılarından bu yana anlam değiştirmeye başladığı kesin.. Eyfel ve Fransız Meclisi dahil ülkedeki tüm sembol yapıları mavi, beyaz, kırmızı renklere boyayan; başta Facebook hesaplarıyla olmak üzere vatandaşların da sahiplendiği Fransız bayrağı bugün ‘özgür ve açık bir ülkenin sembolü’ gibi öne sürülmeye çalışılsa da benim gibi bu konulardan ürkenlerin kafasını karıştırıyor şüphesiz.

IMG_2798

Paris Concorde Meydanı’ndaki ünlü dönmedolabın bugünlerdeki görüntüsü.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Bayrak kimin?

Yakın zamana kadar, başta ben yabancı kökenli Fransızların ve yabancı göçmenlerin en büyük korkusu, aşırı sağcı, hatta ırkçı Milli Cephe’nin (Front National – FN) sarmalandığı, Fransız deyişiyle ‘üç renkli bayrak’ herkesin elinde, dilinde artık. Önce sokaklarda, saldırılarda ölenlerin hayatını kaybettiği yerlere çiçekler eşliğinde konan, ardından Facebook hesaplarına giren, en son da 26 Kasım günü Fransız Cumhurbaşkanı, Sosyalist Parti lideri François Hollande’ın, ‘Yarın saldırılarda ölenlerin anısına Paris Invalides’de yapacağımız tören sırasında tüm vatandaşları evlerinin pencerelerine bayrak asmaya davet ediyorum’ çağrısıyla iyice resmi bir dil kazanan bayrak olayı, Fransa’nın genel profiline hayli ters düşen, şaşırtıcı bir imaj benim için!. Her ne kadar Charlie Hebdo saldırılarından sonra ortaya çıkan ve ifade özgürlüğünün sembolü haline gelen ‘Je suis Charlie’ (Ben Charlie’yim ya da Hepimiz Charlie’yiz) sloganıyla bağdaştırılsa da, Fransa’da satışları patlayan bayrak imajı bana başta milliyetçilik olmak üzere bambaşka şeyler çağrıştırıyor çünkü.
Gerek Fransız devlet radyosu France Inter’den, gerekse ciddi gazete ve televizyonlardan izlediğim kadarıyla siyasiler arasında bir ‘bayrağı sahiplenme’ yarışı da başladı tabii.. Başta FN olmak üzere, Sarkozy’nin yeni kurduğu Cumhuriyetçiler Partisi’nin (Parti Les Republicains) de sahiplendiği, hatta bazı milletvekillerinin, ‘Tabii ki anma törenleri sırasında kapıma asacağım’ dediği bayrak olgusunun ABD gibi milliyetçi duyguları hep kabarmış, İslamcı teröristle sıradan müslümanı eşdeğer tutmaya meyilli bir ülke tarafından da desteklenmesi, New York’taki 11 Eylül 2001 saldırılarında yıkılan ikiz kulelerin yerine inşa edilen One World Trade Center’ın, Sydney’deki Opera’nın da bu üç renge boyanması milliyetçiliğin köpürdüğü, herkesin birbirinden korkar hale geldiği, giderek kutuplaşan bir dünyada endişelerimi artırmaktan başka bir işe yaramayor, ne yalan söyleyeyim..

IMG_2754

Paris’in ünlü alışveriş merkezi Galeries Lafayette de Fransız bayrağına büründü. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Yakın zamana kadar rahatsız ediciydi!

Paris Descartes Üniversitesi’nden sosyolog François de Singly, ‘Fransızların milli kadın kahramanı Jeanne d’Arc’ı, milleti ve otoriteyi çağrıştıran Fransız bayrağının Paris saldırıları öncesinde ortalama vatandaş tarafından ‘biraz da rahatsız edici’ bulunduğunu’ söylüyor. Paris 1 Üniversitesi’nden araştırmacı Carole Reynaud-Paligot ise Fransız Haber Ajansı’na (AFP), Fransız bayrağının 1980’lerden beri ‘otoritenin dönüşü hayaliyle yaşayan nostaljiklerle, milliyetçilikle ve aşırı sağın yükselişiyle’ bir tutulduğunun altını çiziyor.
Kısacası, bütün bir milletin böylesine zor, duygusal anlarda tek yürek olup sarıldığı, sarılmaya yönlendirildiği bayrak sembolü, bambaşka anlamlara gelebiliyor. Benim endişemse her sıkıntısında bayrağa sarılan bir gelenekten gelen yabancı asıllı bir Fransız vatandaşı olarak, sokaktaki havanın bambaşka bir yöne doğru kayması.. Tek tesellim ne mi peki? Fransız bayrağının üç rengiyle muhteşem, turistik görüntüler sunan Eyfel Kulesi, Concorde Meydanı, Opera ile Fransız Meclisi binası..

IMG_2799

Fransız Meclisi Binası, Paris. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

2 Comments
  1. Haldun #

    11 Eylül saldırılarından sonra ABD’de bayrak milli birliğin ve yasın sembolü oldu.

    ABD’nin büyük şehirlerinde parklara, önemli kavşaklara, meydanlara ve ülkenin en görünür ziyaret edilir sembol yerlerine Istanbul Taksim meydanındaki kocaman Türk bayrağı ve dev bayrak direği benzeri bayrak direkleri dikildi, tiril tiril mavi zemin üzeri beyaz yıldızlı beyaz fon üzerine kırmızı çizgili dev ABD bayrakları törenlerle göndere çekildi.

    Bayrak bibloları, çıkartmaları, maketleri, panoları ülkenin yer yerinde kullanılmaya başladı. Trend Obama yönetimi altında biraz azalmış olsa da genel manzara pek değişmedi.

    Fransa’da daha bu noktaya gelmedik ama Cuma günü herhalde on binlerce camda üç renk yerini aldı.

    Basındaki haberlere bakarsak bayrak üretimi telebi karşılamaya yetmedinden milyonlarca Fransız’da çok istemesine rağmen bu davete cevap verememiş.

    Aslına bakarsak ABD’nin bayrak arkasında toplanmasında belli bir düzeyde bir mantık da vardı. Çünkü saldırıları düzenleyenlerin tamamı yabancıydı. Çoğu Suudi Arabistan vatandaşı öğrenciler ve ABD’ye sonradan gelmiş kişilerdi. Bayrak dışarıdan gelen saldırıya milli bir cevaptı aslında.

    13 Kasım Paris saldırılarına dönersek, bu saldırılara katılan kişilerin yanılmıyorsam tamamı Fransa’da doğmuş ve büyümüş gençler.

    Aileleri onyıllarca önce göç ile Hexagon’a gelmişler. İlk jenerasyon belki ana vatanlarının vatandaşlığında kalmış olabilirler fakat bu gençlerin tamamı Fransız vatandaşı. Çoğunun anne babalarının ülkesinin vatandaşlığı da yok sanırım. Yani bunlar kağıt üzerinde Fransız çünkü Fransa’da hala etnik kökenli istatistik tutmak yasak.

    Ama pratik hayat tabiki farklı. Ve işte bu nedenle bayrak korkarım aşırı milliyetçililiğin yükselişinde bir katalizatör olabilir.

    İlk günün heyecanıyla François Hollande’ın yaptığı resmi açıklama neydi: “Bu saldırı Fransız topraklarında Fransızlar tarafından yapılmış bir saldırıdır.”

    O zaman ABD ile birebir aynı mantıkta olmamalıyız aslında değil mi? Saldıranlar Suriye’li değil, Türk değil, Çeçen değil, Suud’lu değil, Afrika’dan değil! Dışarıdan değil içeriden gelen bir risk söz konusu. Her ne kadar bu kişiler son dönemde Belçika’da kalmış olsalar da…

    En endişe ettiğim nokta bayrağın “Manif pour tous” da eşcinsel evliliğine karşı ailenin korunmasında pembe beyaz pankartların yanında yoğun olarak kullanıldığı gibi önümüzdeki dönemde İslam dini karşıtlığının sembolü olması. Ve de bahsettiğiniz üzere sıradan müslümana potansiyel cihatçı olarak bakılması. İşte o zaman Türkiye kökenli Fransızlar olarak da bizim de kendimizi bir anda o sepette bulmamız kaçınılmaz olabilir.

    Gelişmeleri hep beraber izleyeceğiz.

    Kasım 29, 2015
  2. admin #

    Durum tahlili yapan yorumunuz icin cok tesekkur ederim. Kesinlikle ayni fikirdeyim! Bu ulkenin bayrak sallayacak bir ‘dis dusmani’ yok! Bu ulkenin cok ciddi bir sosyal sorunu var cozulmeyi bekleyen!

    Kasım 29, 2015

Comments are closed.