Skip to content

Biz ve diğerleri: Önyargılardan ırkçılığa!

ABD’deki siyahi-beyaz ayrımının ırkçı levhalarından biri. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris’in 1938 tarihli ve altı yıllık restorasyondan sonra yeniden açılan İnsan Müzesi’ndeki ilk kalıcı ve büyük sergi ‘Biz ve diğerleri-Önyargılardan ırkçılığa’, konu hakkında aklınıza gelebilecek her türlü soruya yanıt arıyor. Psikoloji, biyoloji, genetik, ekonomi, siyaset, antropoloji, tarih ve sosyal bilimlerin verileriyle hazırlanan serginin dekorları da birbirinden ilginç!

Bu habere ilişkin, TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu Hayatın Sesleri programında, 17 Nisan 2017 tarihinde canlı yer alan program kaydımı aşağıdan dinleyebilirsiniz:

Konuya ilişkin kaleme aldığım ayrıntılı metni CNN Türk’ün 17 Nisan 2017 tarihli yayınından okuyabilirsiniz.

Serginin birbirinden ilginç dekorlarından biri: Havaalanı. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris’teki sergi, artık bilim dünyasının çok iyi bildiği ama genel olarak toplumların haberdar olmadığı gerçeklerle çok ilginç: Bir kere hepimizde ister istemez bir ‘kategoriye sokma’ eğilimi mevcut. Bu da, çevremizdeki verileri sınıflama eğilimimizden kaynaklanıyor. Bitki olsun, hayvan olsun, nesne olsun, insan olsun her birimiz gördüğümüzü sınıflıyoruz. Bu sınıflama toplumdan topluma ve döneme göre farklılık gösteriyor. Mesela diyor uzmanlar, bugün dünyadaki Müslüman-Hıristiyan ayrımı, 16. yüzyılda Protestan-Katolik ayrımına denk düşüyor!

Irkçılığın tarihi.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

İkinci olarak belirtilense, aslında ‘ırk’ diye bir kavramın olmadığı. Bunun, 19. yüzyılda, sömürgeciliğe katkıda bulunma amaçlı bilim tarafından uydurulan bir kavram olduğu. Irk’ tanımıyla birlikte hiyerarşize etme, üst ya da alt sınıf oluşturma imkanı doğuyor çünkü.

Paris’teki serginin çokça üzerinde durduğu bir diğer konuysa, genetik biliminin elde ettiği sonuçlar. Buna göre insan genomunun yüzde 99,9’u aynı. Yine Fransa’da aynı köyde doğan 2 kişi arasındaki genetik farkla, Asyalı bir köylünün genetik farkı tamamen aynı.

Sömürgeci günlerden belgeler. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Bununla birlikte her birimiz aslında bambaşkayız. Buna bulunduğumuz coğrafya, atalarımızın tarihi, kültürel alışkanlıklar vs neden oluyor.

15. yüzyılda sömürgecilikle başlayıp 19. yüzyılda bilimin katkısıyla süren ‘üstünlük’ ya da ‘gerilik’ hissiyatı aramızdaki ‘ayrıştırmanın’ temelinde yatan.

Paris İnsan Müzesi’ndeki serginin bir özelliği de birbiriden çarpıcı dekorları. İlk girişte 360 derecelik bir ekrana yansıtılan filmde bire bir ölçekte yani bizimle aynı boyda 20 kişiyi görüyoruz. Sonra da sıfatlar uçuşuyor havada: ‘Kadın’, ‘erkek’, ‘müslüman’, ‘şehirli’, ‘kenar mahalleli’ vs. İster istemez hepimizin aynı görüntüyü aynı sıfatla birleştirdiğimizi fark ediyoruz. Ardından girdiğimiz havaalanı bekleme salonu dekorundaki sosyal psikoloji testlerinde de durum aynı: Çeşitli klişeler çeşitli görüntülerle birleşiyor hep kafamızda!

Alzas bölgesindeki bir ölüm kampındaki gaz odalarında kullanılan musluklu huni. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Sonrasında gördüğümüzse bilimadamlarınca ‘devlet eliyle kurumsallaştırılmış ırkçılığa’ yakın tarihten üç örnek: ABD’deki siyahi-beyaz ayrımı, Almanya liderliğindeki Nazi katliamı ve Ruanda’daki Tutsi-Hutu katliamı. Her bölümde yaşanan ırkçılığı temsilen birer nesne konmuş. Naziler için sembol nesne, gaz odalarında kullanılan hunilerden biri.

Genetik biliminin sorularımıza verdiği yanıtlara ilişkin bölüm.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Fransa’daki ırçılık ve ayrımcılığa ilişkin resmi verilerin, birlikte daha iyi nasıl yaşayabiliriz sorusunun yanıtlarının, medyanın algı oluşumundaki öneminin birbirinden ilginç dekorlar içinde ele alındığı sergi 8 Ocak 2018’de kadar İnsan Müzesi’nde görülebilir. Bu arada belirtelim: İnsan Müzesi Paris’te Eyfel’in en güzel manzarasının saklı olduğu Trocadero Meydanı’ndaki iki saraydan birinde yer alıyor. Kısmen İngilizce de hazırlanmış sergiye ve müzenin kalıcı koleksiyonuna giriş 12 Euro.

Paris turlarımda görüşmek üzere.

 

Comments are closed.