Skip to content

Notre Dame Katedrali / Bir hayalin eseri

Kim unutur Esmaralda’nın rüzgarda dalgalanan eteğini.. Kim unutur kilisenin kamburu Quasimodo’nun aşkla yanan yüreğini.. Kim unutur peder Frollo’nun çingene kızına aşkından duyduğu suçluluğu.. Kim unutur hep aynı ateşle yanan Phoebus’u.. Peki kim biliyordu Victor Hugo’nun ölümsüz romanına sahnelik eden bu muhteşem katedralin bir hayalin eseri olduğunu?

Çoktanrılı dönemden beri..

İşte hikayesi: Önce Jüpiter’e adanmış bir Galo-Romen tapınağa, ardından bir hıristiyan baziliğine ve en son da bir Roman kilisesine ev sahipliği eden bu yerde Notre Dame’dan önce bulunan son kilise, ilk Frank krallarından 1. Childebert zamanında, 528’de inşa edilmiş St Stephane’dır. Ancak gelin görün ki, 1163’te koca kilisenin yıkımına karar verilir. Nedeniyse, Paris piskoposu Maurice de Sully’nin gördüğü hayaldir. Hayale göre bu yüzlerce yıllık tapınağı yıkmanın artık zamanı gelmiştir, çünkü yerine bir yenisinin yapılması gerekmektedir. Piskopos gördüğü hayali yakın çevresine, St Stephan Kilisesi’nin bahçesindeki toprağa çizerek anlatır. Topraktaki desen, Meryem Ana’ya, onun annesi Azize Anna’ya ve mahşer gününe ithaf edilen üç kapısıyla, karşıdan bakıldığında bir ahtapot hissi veren payandalarıyla, görkemli gül pencereleriyle Fransa’nın en güzel gotik katedralinin habercisidir. Piskopos, eski kilisenin yanı sıra çevredeki evleri de inşaat malzemelerinin taşınmasını engelledikleri gerekçesiyle yıktırırır. Yapımı yaklaşık 200 yıl süren katedralin adı Victor Hugo’nun ölümsüz eseri Notre Dame’ın Kamburu’yla, çevrildiği onlarca dille tüm dünyada bir kez daha yankılanacaktır. Romanın, Hugo zamanında içinde bulunduğu kötü durumsa, eser sayesinde oluşan havada toplanan yardımla yapılan restorasyon çalışmalarıyla iyileştirilecektir. Böylece Hugo, 19. yüzyılda ciddi bir halkla ilişkiler çalışmasına imza atacak, Paris’in Notre Dame’ı görkemini sonraki yüzyıllara taşıyacaktır.

Comments are closed.