Skip to content

Marie Antoinette’in Türk odası!

Boudoir Turc -® Thibaut Chapotot

Fontainebleau Şatosu basın dosyası içinde aldığım bir kare – Fotoğraf: Thibaut Chapotot

“Paris yakınlarındaki ünlü Fontainebleau Şatosu’ndaki ‘Türk odası’ yedi yıl süren titiz bir çalışmanın sonunda ziyaretçilere açıldı!” spotuyla gelen basın davetine katılmamam olanaksızdı, koştuğum gibi soluğu “Ekmek yoksa pasta yesinler” deyişi yakıştırılan, Avusturya asıllı Fransız kraliçe Marie Antoinette’in ‘mahrem odası’nda aldım!

Napolyon’un gözde şatosu, Paris yakınlarındaki Fontainebleau bugünlerde müze koleksiyonunun yanı sıra başka bir nedenle gündemde: 1789 devriminde ‘kellesi alınan’ ünlü Fransız Kraliçesi Marie Antoinette’in yıllar süren restorasyon çalışmalarından sonra açılan ‘Türk odası’ ile.. Duvar süslemeleri ve mobilya ayrıntılarında Osmanlı İmparatorluğu’ndan izler taşıyan oda, 18. yüzyıl Fransa’sındaki ‘Türk – Doğu modası’nın (turqueries) bütünlüğünü taşıyan son tanığı’ olara anılıyor.

Boudoir Turc -® Thibaut Chapotot (3)

Thibaut Chapotot imzalı ve basın dosyası içinde verilen fotoğraf, Türk Odası’nın Türk motifleriyle yüklü duvar süslemelerinden bir örnek.

Dar ve sürekli dönen ahşap merdivenlerle çıkılan odanın ‘esrarengiz ve gözlerden uzak’ havası, merdivenlerde her ikisi şatonun farklı salonlarına açılan pencerelerle, baştan hissediliyor. “Marie Antoinette, salonlardaki toplantıları, bu pencerelerin ardında, gözlerden uzak dinliyordu” diyor rehber hanım. Sonra elindeki anahtar destesinin içinden birini seçip açıyor Türk odasının kapısını. Başı sarıklı bir erkek portresi, ay, yıldız, at kuyrukları, ‘Türk buğdayı’ olarak anılan mısır koçanı gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan izler taşıyan duvar süslemelerini, yine mobilyalardaki hilal tamamlıyor. Kendinden önce gelen kraliçe Marie Leszcynska’nın dua odasını 1777’de elden geçirtip Türk odasına dönüştüren Marie Antoinette’ten sonra bu odayı, Napolyon’un ilk karısı, imparatoriçe Josephine yatak odası olarak kullanmış. 1789 devrimi sırasında bütün mobilyaları yağmalanıp satılan odanın yine Josephine döneminde yeni mobilyalar eklenip, muslinler, taftalar, kadifeler, ipekler, altın iplikli kumaşlarla ihtişamı artırılmış.

Kraliçenin ‘mahrem’ odası!

Marie Antoinette’in Türk odasına verdiği önem oda için, Versay Şatosu’ndaki Trianon Köşkü’nde çalışan mimara, Richard Mique’ye başvurmasından anlaşılıyor. Mique, odanın planını, Fontainebleau Şatosu’nun gösterişli Diane Bahçesi’ne açılan ‘çok kıymetli bir mücevher kutusu’ titizliğiyle çizmiş. Odanın duvar süslemelerinde ise dönemin büyük dekoratörleri Rousseau Kardeşler çalışmış. Carrara mermeriyle hazırlanan gösterişli şöminenin de dikkat çektiği mekanın ilginç ayrıntılarından biri de ‘hareket eden ayna’! Kraliçe, odanın bahçeye bakan penceresi önüne koydurttuğu aynayı halatlı, mekanik bir sistem sayesinde duvar içine kaydırıp çıkartır, böylece okuyup, yazmak istediği anlarda gün ışığından faydalanır, özel görüşmeler sırasında ise aynayı pencerenin önüne çekerek gözlerden uzak bir atmosfer yaratırmış. Hala görülen benzeri bir meanizmayla da odasını perdeyle bölermiş kraliçe.

Boudoir Turc_Etoffes et croissants de lune_Alcove -® Ch+óteau de Fontainebleau-Irina Metzl

Basın dosyası içinde yer alan Irina Metzl imzalı fotoğrafta bir başka Osmanlı-İslam işareti: Hilal!

Peki Marie Antoinette’in bu odada yaptığı bilinen en önemli şeyler neler mi? Annesi Avusturyalı Marie Therese’e mektuplarını bu odada yazdığını, kardeşi İmparator 2. Joseph’i yine bu odada kabul ettiğini, müzik çalıştığını biliyoruz mesela.. Ancak ‘mahrem odası’ deyince insanın aklına başka şeyler de gelmiyor değil, özellikle söz konusu olan Marie Antoinette gibi ‘çapkın’ bir kraliçe olunca..

 

One Comment
  1. Haldun #

    Fontainebleau şatosu son yıllarda ününe ün kattı ve özellikle Avrupalı turistler ve Çinliler tarafından büyük rağbet görüyor. Fontainebleau şatosu aslında harita üzerinde sanki Paris’den çok uzakmış gibi gözükse de aslında değil. Türkiye’den gelecek arkadaşlara şayet eğer bahar – yaz döneminde (nisan-eylül) gelmekteyseniz mutlaka gelin görün tavsiyesinde bulunmak isterim. Tabi tarihi mekanları gezmek ve görmeyi seviyorsanız.

    Fransa tarihinde özellikle Napoleon iktidarı devletin yönetildiği yer olmuş olan şatonun kuruluşu çok daha öncelerde bir av şatosu olarak olmuş. Fransız krallarının her biri şatoda ek ve imar çalışmalarında bulunmuşlar ve şato zaman içinde bugünkü boyutuna ulaşmış. Tabi bu arada kuruluşunda tamamen ormanın ortasında yer alan bu şato hemen yanında bir minik bir hizmetli şehrinin de doğuşuna önderlik yapmış. Fontainebleau şehri zaman içinde o kadar büyümüş ki bugün bu şehrin ve şatonun Fontainebleau ormanının ortasında bulunduğunu anlamak eğer haritalara bakmazsanız biraz zor oluyor.

    Vakti geniş olanlar Fontainebleau ziyareti akabinde 30 kilometre kuzeyde yer alan Vaux le Vicomte şatosuna da rehber eşliğinde kombine bir tur yapabilirler ve böylelikle iki ünlü şatoyu aynı gün içinde görmek şansına sahip olabilirler.

    Aralık 4, 2015

Comments are closed.