Skip to content

Paris yakınlarında: ‘Sultanın orgu: Londra’dan İstanbul’a yolculuk!’

‘Sultanın orgu’ konserinden.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris’e 30 km uzaklıkta iki dünya söyleşti: İngiliz Elizabeth döneminin müzikleriyle aynı dönem Osmanlı tasavvuf müziği karşılıklı kah söyleşti, kah dertleşti, kah coştu, kah ağladı! Müzisyenlerin sadece kendi ülke ve dönem müziklerini çalmayıp, zaman zaman birbirlerinin melodilerini de yorumladıkları, duygu yüklü bir programdı ‘Sultanın orgu: Londra’dan İstanbul’a masalsı yolculuk!’

Bu habere ilişkin CNN Türk’ün 18 Ekim 2017 tarihli yayını için kaleme aldığım metni okumak isterseniz tıklayın.

Bu habere ilişkin, TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu Hayatın Sesleri programında, 16 Ekim 2017 tarihinde canlı yer alan program kaydımı aşağıdan dinleyebilirsiniz:

Bu konserin yine 2017’de Festival de Sablé’de yapılan canlı kaydını seyretmek isterseniz:

Bir zamanların Royaumont Manastırı bugün çok prestijli bir kültür merkezi.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Paris yakınlarında verilen ve seyircinin ayakta alkışladığı ‘Sultanın orgu: Londra’dan İstanbul’a masalsı yolculuk’ başlıklı konser öncelikle İngiliz barok, rönesans müziği yapan Acheron müzik topluluğuyla, Osmanlı tasavvuf müziği yapan Sultan Veled müzik topluluğunun ortak projesi. Daha önce farklı Fransız şehirlerinde on kez sunulan konserin Paris yakınlarındaki son temsiliydi seyrettiğimiz. Aynı dönemden ama bambaşka toprakları temsil eden müzikler ile enstrümanların bir arada yera aldığı konser, iki dünyanın sohbeti gibiydi. Soprano Amel Brahim-Djelloul ise bu iki dünyadan seslendirdiği eserlerle bir çeşit köprüydü adeta!.

Acheron’un yönetmeni François Joubert-Caillet konser sırasında, sol başta. Projenin fikir babası gambacı Andreas Linos ise soldan üçüncü. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Acheron’un yönetmeni viyolacı François Joubert-Caillet ile Sultan Veled’in kurucusu ve yönetmeni neyzen Adrien Espinouz’u buluşturan, ortak müzisyen arkadaşları Yunanlı Andreas Linos olmuş. Linos, 1599’da Londra’dan gemiyle yola çıkıp altı aylık bir yoluculuktan sonra İstanbul’a ulaşan bir orgdan söz etmiş onlara. İspanyol tehdidi karşısında kendisine yeni bir diplomatik dost arayan İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in, Osmanlı padişahı 3. Mehmet’le yakınlaşmak için yaptırdığı, üç metre yüksekliğinde, saatlerle ve çeşitli automate* ile süslenmiş orgdur söz konusu olan. Orgun 23 yaşındaki yapımcısı Thomas Dallam yaptığı bu seyahatten öylesine etkilenmiş ki, Topkapı Sarayı haremi dahil olmak üzere duyup gördüklerini bir günlük olarak yazmış. İşte Linos’un sanat yönetmenliğini yaptığı konser projesi böylece çıkmış ortaya.

İki dünyanın müzikal benzerliği!

Sultan Veled topluluğu, konserden.. Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Gerek neyzen Adrien Espinouze, gerekse viyolacı Joubert-Caillet ile konser sonrası konuştum. Caillet, proje öncesinde Osmanlı müziğini hiç bilmediğini, dinleyince bu müziğe aşık olduğunu ve 16.-17. yy İngiliz müziğiyle aynı dönem Osmanlı müziği arasındaki benzerliklere çok şaşırdıklarını anlattı. Enstrüman seslerindeki yakınlık da hayli şaşırtmış onları. “Mesela benim çaldığım dönem viyolası ile rebabın sesi bazen birbirini çok andırıyor!” Yine batının ‘doğaçlama’sı ile Osmanlı’nın ‘taksim’inin de birbirine yakınlığını vurguladı. Ona göre bu iki dünyanın müzisyenleri birbirlerinin müziğini biliyordu. “Zaten prensler hep müzisyenleriyle seyahat ediyorlardı ve bu müzisyenler gittikleri yerlerin müziklerini keşfedip, çeşitli etkileri ülkelerine götürüyorlardı muhtemelen.” Yine ona göre dönemin dünyası, düşündüğümüzden çok daha kozmopolitti.

Dimitri Kantemir ile Ali Ufki kaynak olmuş!

Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Neyzen Espinouz’a projedeki en büyük zorluğu sorduğumda hemen yanıt veremedi: “Öylesine zevkli bir süreçti ki, hiçbir zorluk kalmadı aklımda.” Ama biraz düşününce en zorunun Osmanlı bestelerinin orijinal kayıtlarına ulaşmak olduğunu söyledi. Dimitri Kantemir ile yine onun gibi yabancı kökenli, Polonyalı Ali Ufki kaynak olmuş kendisine. Konserin Osmanlı müziği repertuvarında 2. Gazi Giray Han’dan 2. Sultan Bayezid’e, Sultan 4. Murad bestelerine yok yok!

Konserin kalitesinde dönem enstrümanlarını kullanmaya gösterilen özenin de büyük katkısı var muhakkak. Mesela vurmalı çalgılardan daireyi o dönemde kullanılana en yakın olacak şekilde yaptırdıklarını vurguluyor Adrien Epinouze.

Fotoğraf: Aslı Ulusoy-Pannuti

Soprano Amel Brahim-Djelloul ise Osmanlı müziğini ilk kez yorumladığı konser için Adrien Espinouze ile çalışmış. Belirtelim: Djelloul lirik müzik eğitimli, bu nedenle repertuvarın İngiliz kısmı zaten hakim olduğu bir müziğin eserlerinden oluşuyor. Güzel sesli sopranonun Arap-Endülüs müziğine hakimiyeti de biliniyor.

*Automate: Guguklu saat vs gibi, canlıymışçasına hareket eden makine.

Osmanlı tasavvuf müziğinin Fransız temsilcisi!

Sultan Veled topluluğu. Copyright: Ensemble Sultan Veled.

Neyzen Adrien Espinouze’un kurduğu ve adını Mevlana Celaleddin Rumi’nin oğlundan alan Sultan Veled topluluğu, Osmanlı tasavvuf müziğinin Avrupa’daki temsilcilerinden. Aralarında tek bir Türk’ün bulunmadığı topluluk Yunanlı kanuni Spyros Halaris, Yunanlı udi Alexandros Papadimitrakis ile Fransız perküsyoncu Antoine Morineau’dan oluşuyor. Topluluk bugüne kadar çok sayıda festivalde yer almış.

Neyzen Adrien Espinouze. Copyright: Fondation Royaumont.

Espinouze da neyi ile Paris Şehir Tiyatrosu, Paris Arap Dünyası Enstitüsü, Fas’ın Fes şehrinde her yıl düzenlenen kutsal müzikler festivali, Kahire Operası, İspanya’daki Granada sanat ve Dans Festivali ile Bakü’deki uluslararası mugam festivalinde sahne almış. Genç neyzen 2009’dan beri Paris’te özel bir ney sınıfı yönetiyor.

Kaliteli işleriyle öne çıkan genç Fransız neyzenin yolu hep açık olsun!

Emre Aracı yıllar önce ‘Sultanın Orgu’nu ve hakkında yayımlanan kitabı Cumhuriyet Dergi’ye ayrıntılı yazmıştı! 6 Şubat 2000 tarihli yayını okumak isteyenler aşağıdaki linke tıklayabilirler.

©_emre_araci_-_cumhuriyet_dergi_-_6_Şubat_2000

Comments are closed.