Skip to content

Paris’in sıradışı mağazası Deyrolle Versay Sarayı’na girince…

©MarcDantan_8921

Deyrolle-Hürriyet Seyahat’e yazdığım yazı için verilen basın dosyasından.. ©Marc Dantan

“Fil mi istersiniz yoksa kobra mı, yoksa şu minik kaplan mı ilginizi çeken? Evinde ‘sıradışı’ bir atmosfer yaratmak isteyenlerin Paris’te çok ilginç bir adresi var” diye başlıyordu yıllar önce Hürriyet Seyahat’e yazdığım yazı! Bugünlerde Paris’te gerçekleştirilen çevre zirvesi COP21’e sponsorluk eden; 8 Aralık-7 Ocak aralığında açılacak bir sergiyle, Fransa’nın görkemli kraliyet sarayı Versay’a giren mağazayı bir de blog için yazmam şarttı! Üstelik bu kez, birbirinden güzel fotoğraflar eşliğinde!.

©MarcDantanDeyrolle4

Aklınıza gelebilecek her türlü ölmüş hayvan, Deyrolle’ün dokunuşuyla hayata dönmüş gibi.. ©MarcDantan

Doğal tarih müzesi adeta!

Bin bir kelebekten kabuklu böceklere, maymundan file, zürafadan yılana, horozdan civcive aklınıza gelebilecek her türlü hayvanın dahil olduğu bir koleksiyon bu! Paris’in en şık mahallelerinden birine, St Germain’e iki adım uzaklıktaki konumuyla başta Fransızlar olmak üzere yabancıların da merak edip girdiği bir adres. Merak etmemek mümkün mü! 1888’den beri değiştirmediği adresindeki Deyrolle mağazası, bir doğal tarih müzesi adeta! Binlerce böcekle, yüzlerce ‘yaşıyor görüntüsüne sahip’ hayvanın hep duyduğumuz, bildigimiz ‘doldurma’ yöntemiyle değil, ‘taxidermie* ile yeniden ‘hayata döndürüldüğü’ sıradışı bir yer burası. Sipariş üzerine çalışan ve dünyanın her yerinden, özellikle ABD’den çok sayıda müşterisi bulunan mağazanın ünlü gediklileri arasında geçtiğimiz yıllarda vergi vermemek için Rus vatandaşlığına geçmeyi seçen ve böylece bir skandal yaratan ünlü Fransız oyuncu Gerard Depardieu ile Charlotte Gainsbourg ve Jane Birkin de var.

©MarcDantan_foto

Mağazaya zürafa girmiş.. ©Marc Dantan

Aynı zamanda bir eğitim kurumu!

Yakın zamana kadar dünyada buraya benzeyen ikinci bir yer yoktu, aslında yine yok, sadece bazı benzerleri türedi! Zaten Deyrolle’ün tarihi hayli eski: 1831! Adı, kurucusundan, Jean-Baptiste Deyrolle’dan. ‘Taxidermiste’ Deyrolle’ün Paris’te açtığı mağaza ilk günden itibaren bir ilke edinmiş kendine: ‘Doğa okulu olmak!”
Mağazanın sahibi Deyrolle ile oğlu Achille böcekler ve av malzemesi satışı üzerine kurdukları ticaret hayatlarında bir doğal tarih koleksiyonu oluşturmayı hedeflemişler. 1866 mağazanın, torun Emile Deyrolle tarafından işletilmeye başladığı tarih. 1888 ise yine aynı torunun bugünkü adresteki mağazayı açtığı yıl. Doğal tarih merakının fokur fokur kaynadığı, Avrupa’da başta böcekler olmak üzere hayvanlar üzerine gözlem ve koleksiyonun amatörlerce ve bu işi profesyonel olarak yapan şirketlerce sürdürülmeye başlandığı yıllar onlar. Uzak diyarlara yaptıkları seyahatlerden çok sayıda örnekle dönerek doğal tarih müzelerini zenginleştiren bilimadamlarının çağı! Taxidermie işini geliştirip buna bir de böcek koleksiyonuyla av malzemeleri satışını ekleyen Emile, zamanının büyük bir kısmını ‘fauna ve flor’ üzerine hazırlanan eserlerin reklamına ve satışına ayırmış. Böylece zamanla mağazada ‘Deyrolle’ün okul müzesi’ başlıklı, bir seri renklendirilmiş duvar panosunu çıkmış. İlkokuldan ortaokula farklı sınıflar için hazırlanan bu koleksiyonun amacı ise botanik, zooloji, böcek bilimi, coğrafya ile insan anatomisini çocuklara öğretmek olmuş. Mağaza 1870’den itibaren müşteri listesine sadece koleksiyonerleri değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nı yani Fransız devletini de eklemiş. Öyle ki eşimin Fransız kuzeni Pauline ile mağazayı görmeye gittiğimizde, bu panoları görmeye gelen birkaç yaşı ilerlemiş Parisli gibi, heyecanlanıp duygulanıyor; “Bunlar benim çocukluğum” diyor. Belirtelim: Deyrolle Fransa ile sınırlı kalmamış, yaklaşık 120 ülkeye, okullara, bilimsel ve teknik merkezlere ulaştırılmak üzere eğitici materyel göndermiş. Böylece bu sıradışı kurum, mümkün olduğunca geniş bir kitleye ulaşan dünyaca ünlü bir marka haline gelmiş.

©MarcDantanDeyrolle3

Kelebekler çekmeceye girince.. ©Marc Dantan

Hayvanseverler ne diyor?

Bu türden bir butiğe girince tabii ki herkesin ilk sorusu, hayvansever derneklerinin tepkisinin ne olduğu oluyor. Deyrolle, hayvanseverlerin hedefi olmaktan çok uzak, çünkü söz konusu hayvanların hiçbiri avlanmış değil. Hepsi yetiştirme çiftliklerinde, hayvanat bahçelerinde ve sirklerde doğal olarak ölmüşler. Peki mağazadaki satış fiyatları? Bir böcek için 10 Euro’dan başlayıp kutup ayısı için 40 bin Euro’ya kadar çıkabiliyor.

*taxidermie: Ölmüş hayvana yaşıyormuş görüntüsü verme sanatı.

©MarcDantan_deyrolle

Deyrolle’ün çekmeceler ve çerçeveler içinde sergilenen kabuklu böcekler ve kelebekler bölümü başdöndürücü.. ©Marc Dantan

Versay Sarayı’nda Deyrolle büyüsü !

“Ekmek yoksa pasta yesinler” deyişi yakıştırılan ve başını 1789 devrimcilerinin giyotininde bırakan Kraliçe Marie Antoinette için Versay Sarayı’nın bahçesinde inşa edilen Trianon Köşkü, şu sıralar Deyrolle’e ev sahipliği yapacak! 8 Aralık 2015 – 7 Ocak 2016 aralığında açılacak Deyrolle sergisinin nedeni, her yıl sonu tüm Fransa’da kendini hissettiren Noel havası muhakkak! Bir zamanlar kralların dünyanın dört bir yanından toplayıp oluşturdukları, birbirinden garip nesnelerden meydana gelen ‘ilginçlikler odası’ gibi Trianon’un bir galerisi de, Deyrolle’ün yaşıyor havasındaki hayvanlarıyla bambaşka bir atmosfere bürünecek. Rengarenk kuşlar, tavuskuşları, tilkiler ve aklınıza gelebilecek nice hayvan bu gösterinin kahramanı tabii.. Hayalgücünü harekete geçirip peri masallarını canlandıran dünyasıyla Deyrolle, Noel’e en çok yakışan kurumlardan biri şüphesiz! Üstelik mekan bir kraliyet sarayı olunca..

Bu arada aile sırrı!

aaa

Deyrolle’dan eşime aldığım 43. yaş hediyesi..

Eşimin bu yılki doğumgünü için aldığım hediye Deyrolle’dan çıkmaydı! Muazzam renklerdeki kabuklu böcekle kelebek, kendisinin deyişiyle en kıymetliler arasına çoktan girdi bile!

 

2 Comments
  1. Her ne kadar sıklıkla Paris’ e gelsek de Fransızca konuşmadığımızdan kaçırdığımız birçok hikaye oluyor. Paris’e emek verdiğimi düşünüyorum. Ne kadar gezersem gezeyim, kalbimdeki yeri çok ayrı. Önüme çıkan her fırsat şehrime kavuşmak için bir sebep. En son gelişimizde St. Germain civarlarında gezinirken bir sokakta rastladık buraya. Dükkan kapalıydı. Gözlerimize inanamadık. Bu şehrin bizi her seferinde şaşırttığını konuştuk, yine! Cama kafamızı dayayıp fiyatlara baktık, şaşkınlıktan ağzımız açık kaldı. 🙂
    Şimdi hiç beklemezken buranın gerçek öyküsüyle karşılaşıyorum.
    Sırf bu karşılaşma bile Paris’in de benim onu sevdiğim gibi beni sevdiğini gösteriyor bana….
    Yine keyifle okudum yazdıklarınızı.
    Sevgiler

    Kasım 30, 2015
  2. admin #

    Ne güzel bir şehri böylesine sevmek.. Ve dediğiniz gibi bu şehir de sizi seviyor demek.. 😉 Yeni Paris yazilarimda bulusalim hep o halde.. Sevgiler..

    Kasım 30, 2015

Comments are closed.