Skip to content

Paris’in yanı başındaki güzel!

HÜRRİYET SEYAHAT’TE YAYIMLANAN YAZIM

16 Mayıs 2012

Paris’e sadece 45 km uzaklıkta bir cennet mekan burası! Şatosu ve bu şatonun su oyunlarıyla ünlü bahçesiyle prenslere, ormanıyla av düşkünlerine, hipodromuyla atseverlere ezberletmiş adını. Ama onun belki de asıl sırrı, dünyanın çok sayıda diline ve mutfağına giren kremasında saklı: Chantilly (Şantiyi) birkaç günlük Paris tatiliniz sırasında yapabileceğiniz “tatlı” kaçamağın adı!

“Neden beni tam yedi kez Versailles’a götürdünüz de Chantilly Şatosu’na hiç getirmediniz!” diye serzenişte bulunmuştu Amerikan Başkanı Richard Nixon. Aristokrat-yazar Madame de Lafayette ise, “Güneşin parladığı hiçbir yerde buradakine benzeyen bir ışık yok” diye not düşmüştü. Şatonun ahşap-kagir evinde tattığı krem Chantilly ile başı dönen Oberkirch Baronu, “Böylesine güzel hazırlanmış, böylesine iştah açıcı bir kremayı hiçbir yerde tatmamıştım” diyecekti. Başta şatosu, şatonun Versailles Şatosu’nun bahçelerine de imza atan peyzajistinin elinden çıkma bahçeleri, bahçelerdeki evlerden birinde tesadüfen icat edilen kreması, şatoya bağlı ve hemen her gün gerçekleştirilen atlı gösterileri ile 18. yüzyıl tarihli ahırları bugün “yaşayan at müzesi” ve bir zamanlar şatonun bahçelerinde gerçekleştirilen “su gösterileri” için kullanılan ve bugün Fransa’da başka bir örneği bulunmayan 17. yüzyıl tarihli değirmeni ile Chantilly, bir masal şehir… Paris’te geçireceğiniz birkaç günlük tatiliniz sırasında, “sanat ve tarih şehri” unvanı taşıyan bir Fransız taşra şehrini görmek için çok iyi bir fırsat.

Chantilly deyince akla ilk kreması geliyor muhakkak ama kremanın doğuşunu anlamak için önce şatosuna gitmek lazım. 1386’dan 1897’ye defalarca el değiştirmiş ama hep aynı ailede kalmış bir büyük mekan. O mekanın Racine’den La Fontaine’e, Moliere’den Nerval’e Proust’a onlarca büyük ziyaretçisi… 1789 Fransız devriminde her taşı tek tek sökülen ana binası: Büyük şato. O şatoyu 1830’da, daha sekiz yaşındayken miras olarak almış ve diğer kraliyet üyeleri gibi İngiltere’de geçirdiği sürgün yıllarında şatonun dedelerinin zamanındaki heybetini yeniden canlandırma hayaliyle yanıp tutuşmuş sanat düşkünü son sahibi: Son Fransız kralı Louis Phillipe’in oğlu, Aumale Dükü Orleans’lı Henri (Prens Henri d’Orleans). Fransa’ya döndüğünde, 19. yüzyılda yeniden inşa ettirdiği ana şatoda kapı tokmaklarından yer döşemelerine her köşede gördüğümüz H ve O harfleri boşuna değil yani. Dük yeniden yaptırdığı şato binasını hayatı boyunca biriktirdiği resim, desen, sanat objesi ve kitaplarla doldurur ve direkt mirasçısı olmadığından ülkenin prestijli kurumu Fransız Enstitüsü’ne bırakır, tek bir şartla: Şato içinde prens dedelerinin ismini taşıyan bir müze kurulacak ve içindeki hiçbir eser bir santim bile yerinden oynamayacaktır. Böylece 13. yüzyıldan 19. yüzyıla çok geniş bir yelpazede, 1000 resim, 2 bin 500 desen, 2 bin 500 gravür, 30 bin kitap, 12 bin eski baskı ve 1500 elyazımı eserden oluşan görkemli Conde Müzesi çıkar ortaya. Müzenin eski resim bölümü öyle büyük ressamların eserlerinden oluşur ki, bugün Louvre Müzesi’nden sonraki en iyi eski resim müzesi olduğu söylenir. Şatonun 19. yüzyıl tarihli araştırmacılara açık ahşap kütüphanesi ise dünyanın en değerli elyazmalarından birini barındırır arşivinde: “Berry Dükü’nün zengin saatleri” başlıklı bu elyazması, renklerinin canlılığıyla 13. yüzyıl tarihli olduğunu unutturur adeta. Eser, mevsimlere ve aylara göre değişen günlük dua saatleriyle ilgili bir program verir okuyucusuna.

Şatoda bunca değerli sanat eseri olur da, hiç hırsızlık olmaz mı? 1900’lerin başında Fransa, Chantilly Şatosu’ndan çalınan değerli elmasın haberiyle çalkalanır. Gelin görün ki, çalınan elmas bir otel odasında temizlikçi tarafından bulunur. Biraz soluklanmak için oturup da masadaki meyve tabağından aldığı elmayı ısırınca sert bir cisim çarpar dişine: Söz konusu olan Chantilly şatosunun değerli elmasıdır, bugün bu elmasın taklidi sergileniyor müzede.

Yılda 365 bin ziyaretçiyi çeken Conde Müzesi sadece resim ve sanat objeleriyle sınırlı değil tabii. Büyük ve küçük daireler başlığı altında, prenslerin, prenseslerin günlük yaşantısına tanık oluyor, 19. yüzyılda yerden ısıtmalı, sıcak ve soğuk sulu, bahçe manzaralı banyosuna giriyor, şatonun son sahibi Henri d’Orleans’nın yatak odasına misafir oluyor, dönemin Uzakdoğu esintili “maymun desenli” odalarına göz atıyor, kısacası bir prens mekanında unutulmaz saatler geçiriyorsunuz. Ancak şatonun tek albenisi, içinde değil tabii, bir diğer çekici yanıysa gözalıcı bahçeleri: Fransız, İngiliz bahçeleri, bahçe içindeki Aşk Adası, Venüs tapınağı görenin başını döndüren cinsten..

Versailles ile yarışan su gösterileri bu değirmenden!

“Fransa’nın güzel bahçelerini hep hatırlayın, özellikle Chantilly’dekini hiç unatmayın” diyor bu muhteşem bahçelerin 17. yüzyıldaki tasarımcısı Andre Le Notre. Versailles Şatosu’nun, Louvre’un bahçelerine de imza atmış bu büyük ismin böylesine övündüğü bahçeleri taçlandıransa, görkemli su gösterileriydi.. Şatonun birkaç kilometre uzağında inşa edilen ahşap su değirmeni 20 metre yüksekliğe ulaşan ve bahçenin çeşitli yerlerinden fışkırtılan su gösterileri ile krallar dahil bütün misafirlerin başını döndürüyordu. İlginç olansa, gösterilerde kullanılan 1678 tarihli değirmenin Chantilly şehrinin gözbebeklerinden biri olması. Prenslerin evine hizmet verdiği için de “Prenslerin Değirmeni” diyorlar buraya. Tekniği eskidiği gerekçesiyle 19. yüzyılda yerini metalden bir değirmene bırakan, 2005’te bir dernek sayesinde aslına uygun yeniden inşa edilen ahşap değirmen her ne kadar bugün kullanılmıyorsa da, bir değirmenin işleyişini küçük büyük herkese anlatmak için, eğitim amaçlı kullanılıyor. Değirmeni restore eden dernekte rehber olarak çalışan Stephan Letrain mekanın tutkunu: “Şatodaki bir su gösterisi için değirmenin 8 gün 24 saat boyunca durmaksızın çalışması gerekiyordu. Devrimden sonra bahçelerin büyük bir bölümü açıkartırmayla arazi olarak satıldı ve üzerine bugünkü Chantilly kuruldu. Böylece su gösterileri bitti şatonun bahçesinde. Bununla birlikte Aumale dükünün (Henri d’Orleans) 19. yüzyılda yaptırdığı modern değirmenin başta şato olmak üzere birçok mekandaki lavaboya temiz su sağladığını da belirtelim. Fransa’da 1960’larda, küçük yerlerde insanların kuyu ya da çeşmeden su taşıdıklarını belirtirsek, Chantilly’nin bu konuda ne kadar ileri gittiğini anlarsınız.” Letrain yaptığımız gezi sırasında gerek ahşap, gerekse metal değirmeni çalıştırıyor bizim için. Zaten buraya “yaşayan müze” demelerinin nedeni bu: 7 yaşından 70 yaşına bütün ziyaretçilerine bir su değirmeninin ne olduğunu göstermek. Mekanın en ilginç noktalarından biriyse 19. yüzyıl tarihli çamaşırhanesi. Yaklaşık yüz yıl boyunca hep aynı aile tarafından işletilen çamaşırhanede, bugünkü otomatik çamaşır makinesinin 1800’lerdeki kocaman kazanlı, kalın halatlı hantal halini görebilirsiniz. Zaten Fransa, 1873’teki uluslararası sergiye de bu büyük icatla katılmış.

At sevdalılarının, av düşkünlerinin gözdesi!

Paris yakınlarındaki Chantilly, Halatte ve Ermenonville ormanlarının göbeğinde yükselen şatonun sahipleri, yüzyıllar boyunca ava gitmiş, dolayısıyla at düşkünü olmuş. 1700’lü yıllarda şatoya ek olarak bir de Büyük Ahırların yapılması, bu ahırlarda gösterilerin düzenlenmesi, kubbesi altında prenslerin büyük akşam yemekleri vermesi, kralların bu yemeklere davet edilmesi mekana verilen önemin kanıtı. Böylesine büyük ve görkemli bir ahırın yapılma nedeni ise hayli ilginç: Ahırı yaptıran prens, ölümünden sonra dünyaya at olarak döneceğine inanıyor, kendisine layık bir mekan hayal ediyordu. 1982 yılında “Canlı At Müzesi” başlığıyla faaliyetine devam eden mekan, bugün hemen her gün yapılan atlı gösterileriyle dikkat çekiyor. Müzenin amacı, ender bulunan at cinslerini meraklılarına tanıtmak. Otuz at ve on poney’in sergilendiği müzenin binicilerinden İspanyol kökenli Cristina Garcia-Rios 1 nisan-1 kasım arası gerçekleştirecekleri büyük bir gösteriden söz ediyor bize.

Yazının tamamı mı, devamı Hürriyet Seyahat’in 14 Mayıs tarihli sayısında ve aşağıdaki internet sitesinde:

http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/20538233.asp

Paris turlarında görüşmek dileğiyle…

Sıradışı Paris Rehberi

Comments are closed.