Skip to content

Sevres Seramik Müzesi ve atölyelerindeydik

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Sevres Seramik Müzesi ve atölyeleri bu yıl 35’incisi yapılan Avrupa Kültürel Miras Günleri’nde halka bedava açıldı. 18. yüzyıldan beri  Fransa’da ‘yüksek kalitede zanaat ve sanat ürünü’ kategorisine sokulan porselen ürünler üreten Sevres Seramik Sitesi’nde bir vazonun kalıp aşamasından desen aşamasına süren serüvenini, ustalarının ağzından dinleyip izledik. Sevres Seramik Sitesi içindeki müze ise tek kelimeyle muhteşem!.

Sevres Seramik Müzesi’ne ve atölyelerine bir diğer deyişle, Sevres Seramik Sitesi’ne ilişkin, TRT Türkiye’nin Sesi Hayatın Sesleri programına, 19 Eylül 2018 tarihinde geçtiğim haberi aşağıdan dinleyebilirsiniz:

@Aslı Ulusoy-Pannuti

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Sevres şehri.. Paris’in yanı başında, bizim tarih derslerimize ünlü barış antlaşmasıyla girmiş bu şehirde, Fransa’nın gözbebeği bir adres: Sevres Seramik Sitesi. Site içinde yer alan üretim atölyeleri ve geçmiş çağlardan günümüze, çok geniş bir coğrafyadan gelen seramik, porselen koleksiyonlu müzesiyle göz kamaştırıcı bir adres.

18. yüzyıldan beri, krallara layık…

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Sevres Seramik Sitesi’nin tarihi eski. Daha 1740’ta yine Paris yakınlarındaki bir adreste, ünlü Vincennes Kraliyet Şatosu’nda seramik üretimi başlar. Dönemin kralı 15. Louis’nin gözdesi Madame de Pompadour’un ısrarıyla bir süre sonra Sevres’e taşınır üretim. Versay Sarayı’na giden yol üzerinde olduğundan kralın ziyaretçileri önce Sevres’e uğrayıp krala, o zaman da çok iddialı objeler, sanat eserleri satın alırlar. Porseleni seramikten ayıran en önemli madde ‘kaolin’in Limoges yakınlarında bulunmasıyla Sevres’de gerçek katı porselen üretimi başlar. Ve bu üretim bugün bir bölümü müzeden, diğer bölümü manüfaktürden, yani atölyelerden oluşan yapı içinde devam ediyor.

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Zaten Sevres Seramik Sitesi’nin iddiası da bu: Bir yandan dünyanın çok geniş bir coğrafyasından ve farklı zamanlardan çeşit çeşit seramik ve porselenin, vitrayın sergilendiği müzeyle geniş bir yelpaze sunmak, diğer taraftan 130’u seramikçi 200 kişinin, 27 atölyede çalıştığı manüfaktürle dipdiri bir üretim yeri olmak.

Sevres Seramik Sitesi’ndeki ürünler geleneksel ve çağdaş olmak üzere ikiye ayrılıyor. Geleneksel ürünler arşivlerde korunan modellerden, kalıplardan hareketle yapılıyor. Çağdaş ürünler ise siteye davet edilen günümüz sanatçılarının elinden çıkma. Seramik sitesinde porselen sanat ürünleri, günlük kullanıma yönelik parçalar ile süs eşyası üretiyor.

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Sitedeki rehberimiz öncelikle porselen ile seramik arasındaki kesin ayrımın altını çiziyor: Seramiğin en klasik olanı verniklenmiş pişmiş toprak. Porselen ise kaolin maddeli hamurun çok yüksek derecede pişip parlak, camlaşmış hale gelmesiyel elde ediliyor. Böylece söz konusu nesneyi kırdığınızda içindeki görüntüyle dışardaki kaplama görüntüsü arasında hiçbir fark olmuyor. Oysa ki seramik bir objeyi kırdığınızda parlak görüntü sadece dış tarafta kalıyor, çünkü kaolinli hamur porselendeki gibi yüksek dereceyle değil düşük ısıda pişiriliyor.

Adım adım seramik sırları

Kalıp atölyesinden. @Aslı Ulusoy-Pannuti

Ardından beş atölyede yaptığımız gezi başlıyor. Bu atölyelerde tamamen usta-çırak ilişkisiyle çalışılıyor. Amaç geçmiş zamanların bilgi ve becerisini koruyup, gelecek kuşaklara aktarmak.
İlk girdiğimiz atölye, kalıplama atölyesi. Her eşyanın, sanat objesinin, heykelin kalıbı bu atölyede, makine ya da bilgisayar kullanılmaksızın elle çıkarılıyor. 100 bin kalıptan oluşan bir arşive sahip kalıp atölyesinin ustasından Sevres’de ustalık mertebesine ulaşmanın ortalama on yıl sürdüğünü öğreniyoruz.

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Ardından seramik hamurunun kalıp içine nasıl döküldüğünü ayrıntılı bir şekilde görüp öğrendiğimiz atölyeye giriyoruz. Kalıptan çıkarılan hamur objelerin kuruması hayli zaman alıyormuş, mesela bir vazo için 1 aydan söz ediliyor! Kuruduktan sonra bu objeler 980 derecede fırınlanıyor. Elindeki vazoyu bize gösterirken, “Elysee Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın gözde hediyelerindendir bu vazo” diyor usta. Modeli 1903’ten.

400 bin Euro’ya çorba kasesi!

400 bin Euro’luk kase.. @Aslı Ulusoy-Pannuti

Bir diğer atölye iseobjeye takılması gereken artı parçaları ekleme atölyesi. Yani tabak çanağa kulp, sap vs başta olmak üzere çeşitli parçaların birleştirilme işi bu atölyede yapılıyor. 15. Louis’nin gözdesi Madame de Pompadour’a ait çorba kasesinin yeni yapılmış ama henüz dekorasyona gönderilmemiş halini gösteriyor bize usta. Her parçası tamamen elle, çok ayrıntılı çalışılmış bu obje Koreli bir işadamının siparişiymiş. Fiyatına gelince.. 400 bin Euro!. Bu işadamının adını öğrenmekse, tahmin ettiğimiz gibi mümkün olmuyor. Yine bu atölyede ayrıntılı çalışılmış, danteli andıran bir çay tabağının fiyatı 3 bin Euro!

“Dansçılar kolay öğreniyor!”

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Ardından porselene camsı görüntüsünün kazandırıldığı atölyede sıra: Gerçek bir usta çırak ilişkisiyle işleyen Sevres Sitesi’nde bu işlem de 18. yüzyıldaki gibi yapılıyor. Tabak, vazo, şekerlik olmak üzere her türlü nesnenin, nesneye parlaklığını verecek söz konusu karışıma hızla batırılıp, iz bırakılmadan çıkarılması işlemi bu. Ardından obje 48 saatte kurutulup, hatalar elle düzeltiliyor, pişirilip dekorasyon atölyesine gönderiliyor. Önce beş parmakla tutulan tabakta amaç üç parmağa düşmek. Ustanın söylediği, “Bu işi en iyi dansçılar ya da dövüş sporları yapanlar yapıyor, çünkü ince jestleri, hareketleri çok iyi biliyorlar” sözleri bizi çok şaşırtıyor. Yanında yetişen dansçı Esthelle’in küçücük elleri, kısacık boyuna rağmen 10 kiloluk bir vazoyu bile sıvı içine kolayca batırıp çıkardığını heyecanla anlatıyor. Usta piyasadaki yüzde 40 üretimin sahte Sevres olduğunun ve her bir atölyedeki özenli çalışmanın kendi ürünlerini ‘eşsiz’ kıldığının altını çiziyor.

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Pişmiş toprağa camsı görüntü verme işlemi porselene kristal benzeri bir tını da veriyormuş. Nicolas Frize isimli Fransız müzisyen Sevres’deki porselen parçalarıyla bir müzik aleti yapmış. “Porselenin bu yönünü onunla keşfettik” diyor keyifle usta. Öğrencileriyle fark ettiği ilginç bir şeyse, bu işin gözü kapalı da yapılabildiği. “Yani mesele jestleri kavramak. Ama tabii biz gözümüz açık yapmayı tercih ediyoruz” diyor gülerek. “En zor parça hangisi?” sorumuza tereddütsüz “Şekerlik” diyor. Çünkü şekerliğin içiyle dışının tüm ayrıntılarıyla aynı camsı görüntüyle kaplanması gerekiyor. Bu işlemden sonra nesneler 1380 derecelik fırında pişiriliyor ve Fırından çıkan parçalar orijinallerine göre yüzde 15 küçülüyor.

Sevres’in dört mavisi…

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Dekorasyon atölyesi de tamamen öğrenci-öğretmen, diğer deyişle usta-çırak ilişkisiyle işliyor. Eğitim 4 yıl sürüyor, yanı sıra yapılan egzersizler de çok önemli. Desenler en basitinden en zoruna çalışılıyor, 18.-19. yüzyıl stilleri öğretiliyor. Bu işin en önemli noktalarından biri, dönen bir düzleme yerleştirilen tabak üzerinde çalışırken kolun hiç oynamaması, sadece bileğin hareket etmesi.
Bu arada öğreniyoruz ki, Sevres’de  4 çeşit mavi var: Birincisi lavanta rengi. İkincisi iki kat çalışılan, daha koyu bir mavi. Sevres gece mavisi ise üç kat yapılıyor. ‘Bulutlu mavi’ dedikleri dördüncü tip mavi iki kat çalışılıp, ikinci katın pişmesinden önce bazı mavi yerlerin silinmesiyle elde ediliyor. İkinci pişirmeden sonra bu yerler tekrar mavi ile kapatılıyor. Böylece bulutumsu bir hava çıkıyor ortaya.

Dünyada tek: 24 ayar altınla süsleme!

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Resimden sonraki aşama altınla süsleme. Bunun için sadece fırça kullanılıyor. Altın, dönen bir zemine yerleştirilen tabak üzerine fırçayla uygulanıyor. Fransız Merkez Bankası’ndan gelen 24 ayarlık külçe altın, laboratuvarda toza dönüştürülüp sıvılaştırılarak kullanılıyor. Porselende 24 ayar altın uygulayan dünyadaki tek manüfaktür burası. Altın uygulamasından sonra nesne tekrar pişiriliyor. Altın işleme aşamasında hata olması durumunda geriye dönmek imkansız. Bu durumlarda, üzerinde defalarca çalışılan parça doğrudan çöpe gidiyor. Altın pişirildiğinde rengi matlaştığından parlatma atölyesinde akik yardımıyla ovulup parlatılıyor. Bu aşamada da büyük dikkat gerekiyor çünkü camsı görüntü çizilirse obje yine çöpe gidiyor.

Sevres Seramik Sitesi’nde özenle korunan bölümlerden biri de 19. yüzyıldan kalma, odunla işleyen tuğla fırınlar. Bu fırınların ısısı 1380 dereceye kadar çıkıyor ve pişme 35-40 saat sürüyor. Fırının soğuması için yaklaşık üç hafta gerekiyor ve böylece pişmiş parçalar üç haftanın sonunda çıkartılıyor.

Her dönemden, her coğrafyadan!

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Manüfaktürü gezdikten sonra müzeye geliyor sıra: Dünya ölçeğinde bir referans sayılan bu müzede 5 bini porselen, 55 bin seramik örneği bulunuyor. Müzede seramik deyince akla gelen her şey, her ülkeden ve dönemden bir araya getirilmiş. Pişmiş ve verniklenmiş topraktan fayansa, porselenden vitraya geniş bir koleksiyon bu. Mezopotamya, İran, Anadolu, Kıbrıs, Mısır, Bizans, Galya-Roma, Fransa, İspanya, İtalya kaynaklı objeler antik dönemden Ortaçağa bir koleksiyon halinde sunulmuş. Seramik koleksiyonları MÖ 5. yüzyıldan, Doğu Akdeniz bölgesinden başlıyor. Böylece Ege-Anadolu dünyasındaki etkileşmeler görülebiliyor. Amerika kıtasından Meksika, Peru, Panama seramikleri ve Uzakdoğu seramikleri ile de ayrı koleksiyonlar oluşturulmuş.

İslami seramikler müzenin gözdesi

İznik seramikleri. @Aslı Ulusoy-Pannuti

Müzedeki açıklamada, “Doğu ile Batı arasında gerçek bir zincir halkası oluşturuyor” denmiş İslami seramikler için. 9. yüzyılda Suriye’de üretilen ilk parçalar; beyaz-mavi dekorlarıyla Çin taklidi fayanslar; kaligrafili duvar kaplaması karolar; İran’dan gelen ender parçalar; 16. yüzyıl İznik parçaları hep burada. İznik koleksiyonu bütün bir duvarı kaplıyor.
19. yüzyıla kadar uzanan kronolojiyle çok geniş bir koleksiyon müzedeki. Medici ailesinin 1575-1600 tarihli, Floransa porselenleri gibi çok kıymetli şaheserler de var aralarında.

Her cumhurbaşkanına özel porselen yemek takımı..

@Aslı Ulusoy-Pannuti

Bu arada belirtelim: Krala porselen hediye etme adeti bugün Elysee Sarayı’nda biraz farklılaşmış haliyle devam ediyor. Sevres Seramik Sitesi’nin atölyelerinde gerçekleştirilen üretimin yüzde 25’i Elysee Sarayı, Hotel Matignon gibi resmi adresler için yapılıyor. Zaten Fransa’da her yeni cumhurbaşkanının bir yemek servis takımı siparişi verdiği biliniyor. Şu an Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a milyon Euro’ları bulduğu söylenen maliyetiyle bir yemek servisi hazırlanmakta olduğunu da eklemeden bitirmeyelim.

 

Comments are closed.